Sonun Başlangıcı: İnebahtı (2.Kısım)

Merhaba

Geçen yazımda bu büyük deniz savaşına nasıl gelindiğini açıklamaya çalışmış, o zamanki güçler dengesine değinmiş idim. Şimdi de savaşın sonuçlarına ve taraflara ne getirdiğine bakacağım.

Savaşın Sonuçları

İnebahtı savaşı insan gücü olan tahrikli gemilerin katıldığı son büyük savaş olara düşünülür.Savaşın sonuçların özellikle gelişmekte olan donanmalara tarafından iyice çalışılmıştır.

İnebahtı ateş gücünün artık denizdede egemen faktör olduğunu net olarak gösteren bir savaştır. Osmanlıların özellikle bu kadar insan kaybının altında yatan sebep budur.

İttifak donanmasının savaşın nasıl yapılacagına dair önceden yaptığı hazırlık sonrasında kendini diğer deniz savaşlarında da göstermiştir. İspanyolların İngiliz Adalarını işgal seferi başarısız bir örnek olsada artık deniz savaşları ve deniz kuvvetleri ad hoc toplanan ve teçhiz  edilen güçler olmaktan çıkıp tıpkı karadaki kuvvetler gibi özel bir koreografi ile icra edilen ve özellikle seçilmiş güçler tarafından hayata geçirilen operasyonlar olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu Açısından

Karasal bir güç olmanın yanında bir deniz gücü olma fırsatını kaçırılmış olması

Türk donanması bu ağır darbeden sonra sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ve yeni kaptanıderya Kılıç Ali Paşa’nın çabalarıyla kısa sürede yeniden kuruldu. Öte yandan Kuzey Afrika’ da Garp ocakları’na bağlı korsan filolar Batı Akdeniz’de etkinliklerini sürdürüyorlardı.Fakat tüm bunlar aslında savaşın sonuçlarının orta vadede ortaya çıkmasını göstermekten uzaktı.

15. yy.’ın ikinci yarısında kudretinin doruğuna ulaşan Osmanlı denizciliği, İnebahtının tek sağ kalan komutanı Kılıç Ali Paşa’nın ölümlerinden sonra gerilemeye başladı. Bunda denizcilikten yetişmeyenlerin kaptan-ı deryalığa getirilmesinin de payı vardı. Öte yandan denizcilikte ortaya çıkan yenilikler gereğince izlenmemiş, batı donanmalarının esas öğesini oluşturan kalyonlara gereken önem verilmemişti Ancak 17. yy. sonunda kalyonlara ağırlık verildi ve kürekli gemiler yerini kalyonlara bırakmaya başladı. Bu Osmanlı denizciliğinin bir süre için canlanmasına yol açtı. Ancak, Venedik’i kendisine rakip gören ve donanmasının gelişmesini ona uyduran Osmanlı devleti, öteki Avrupa devletlerinin bu alandaki gelişmelerine yabancı kaldı. 1770’te Akdeniz’e çıkan bir Rus filosunun Çeşme’de bulunan Osmanlı donanmasını yakması, denizciliğin çağdaş biçimde örgütlenmesi zorunluluğunu ortaya çıkardı. 1773’te denizcilik için bir okul (Mühendishanei bahrii hümayun) açılması Osmanlı’nın yenilgilerinin altında yatan sebeblere ne kadar uzak oldugunun iyi bir kanıtıdır.

Savaşın sonunda Osmanlı donanmasının içine düştüğü zafiyeti kapatmak için hızlıca tedbirler alınması konusunda yaşananlar aslında bu savaşın direkt sonuçlarından birisinide bize gösterir.

Konuya dair olarak Sokullu Mehmed Paşa yeni bir donanma hazırlamasını isteyince. kendisine bunun için çok sayıda malzemeye ihtiyaç olduğunu, kısa süre içinde böyle bir donanmanın hazırlanmasının zor olacağını söyleyen Uluç Ali Paşa’ya,  “Bütün donanmanın demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapabiliriz. Hangi geminin malzemesi yetişmezse gel benden al” demiştir. Bu paragraf bir ilkokul tarih kitabında güzel dursada aslındad devletin başının olaya ne kadar uzakta oldugunu gösteremektedir. Zira Sokullu’ya göre donanmanın maddi olarak suya indirilmesi yeterli idi.

Yine aynı tarih kitapları Sokullu Mehmed Paşanın, gönderilen Venedik elçisine de, İnebahtı Deniz Savaşıyla ilgili olarak “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı’da bizi yenmekle, sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakalın yerine daha gür çıkar” diye cevap verdiğini iletir oysa, kesilen kol asla iyi bir şekilde idare edilememiş ve yararlanılamamış bir toprak parçası olmuştur Osmanlı için. Kesilen sakalında ne kadar gür çıktığın yargısıda donanmanın bu olaydan sadece 50-60 yıl sonra Çanakkale bogazında Venedik gemilerinin korsanlık eylemlerini kesememesi ile değerlendirilebilir.

Osmanlı donanmasının oluşturulması aslında bir vizyonun eseridir. Ancak bu vizyon özellikle karasal bir güç olan askeri yapı tarafında her zaman için çekince ile karşılanmıştır.

Özellikle 2. Mehmetten itibaren Osmanlılar donanmanın başarılı seferler için şart oldugunu farkettiklerinden Akdeniz başta olmak üzere diğer su yolları üzerinde diğer devletlere kafa tutabilecek bu yatırıma giriştiklerinde bile denizcilikte rütbeler genelde kara kuvvetlerindeki rütbelere kıyasla daha aşağıda kalmıştır.

Bundaki asıl sebeb Osmanlı askeriyesinin Deniz gücünü tek başına bir savaş kazanacak bir yapı olarak görmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu 15 YY başında yavaştan değişmeye başlamış olsada özellikle İnebahtından sonra eski haline dönmüş ve Osmanlı’nın kaderinin asıl olarak deniz üzerinde değil bir savaş alanında belirleneceğini düşünenen grup asıl gücü elinde bulundurmuştur.

Orta Akdenizin Kaybı ve  Doğu Akdenizin kaderine terkedilmesi

Osmanlının 14 YY’da başlattığı Orta ve Doğu Akdeniz bölgesininı kontrol etme çabasının kesin ölümü İnebahtı ile olmuştur. Oluşturulan yeni donanmalara düşmanlara karşı sayıca denk olsalar bile içilerini oluşturan denizciler kolay idare edilebilir ve asla basit bir korsan güruhundan öteye gidememiştir.

Özellikle 16 YY’dan itibaren ortaya çıkan denizcilikte gelişmeler Atlantik kıyısından Akdenize dogru girdikçe Osmanlı donanması giderek dahada fazla kıyılarından çok fazla ulaşamayan bir donanma haline gelmiştir.

15YY ortasına kadar orduyu gerektiğinde savaşacağı yere götürebilen, yada ona destek olmak için amfibi taarruz ile güç projesiyonu yapabilen Osmanlı donanması, gidererek ikmal yollarınını zorla koruyan bir donanma halini almıştır.

Sonuç olarak deniz yollarının kaybı Kuzey Afrikadaki beyliklerin zaman içinde ülkenin bir parçası değil sadece vergisi alınan ve sürgüne insan yollanan bir yer haline gelmesine yol açtı.  Dogal olarak Osmanlılar deniz ticaretine gereğince önem vermediler ve bu alanı verdikleri imtiyazlarla başta Venedik ve Fransa olmak üzere öteki devletlere bıraktılar.

Tüm bunların yanında artık donanmanın bir gücünün kalmamasının Ekonomi üzerinede ciddi etkileri olmuştur ; Osmanlı donanması Coğrafi Keşiflere katılmadığı gibi Atlantik başta olmak üzere genelde ticaret yollarının yön değiştirmesine sadece seyirci kalınmıştır. Kıyıları korumakta güçlük çeken bir donanma yüzünden  gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması yaşanmıştır.

Artık donanma tarafından korunamayan ticari donanma ise giderek yabancıların eline geçmiş ve nihayetinde kapitülasyonlar sayesinde tüm ticari giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi

Sosyo Kültürel Açıdan

İnebahtı savaşının belkide en direkt yansımalarından bir tanesi savaş sonrası görülen askeri organizasyon ve bunu takiben devlet içindeki düzenlemelerde bellidir.

Facianın gerçek sebebleri yönetimce göz ardı edlimiş, yenilginin basit bir vergi salınması ve yeni askeri yatırımlarla karşılanabileceği düşünülmüştür. Her ne kadar Kol Kesme – Sakal Kesme sözleri ile bu büyük bozgunun önemi düşürülmeye çalışılmışsada aslında olan gelişmekte olan Osmanlı Donanma deneyimine olmuş, tecrübeli asker ve komutan açığı para karşılığı dolduralan pozisyonlar ve sadece belli bir rakama ulaşmak için yapılan niteliksiz  gemilere dayanan bir güç haline gelmiştir. Oysa, birde bu zamanlarda Rusya’nın, Hollanda’nın bu konudaki çalışmalarına bakmak lazım gelir.

4.2 Avrupa

İnebahtı savaşının Avrupadaki önemi kısa vadede aslında stratejik olmaktan politik olmuştur. Savaşın hemen sonunda dağılan ittifak savaş ile kazanılan zaterin peşini getirememiştir. Buna rağmen Papa bu zaferi sonuna kadar çok başarılı bir propoganda malzemesi olarak kullanmıştır.

Katılımcılar açısından

İspanyolların Akdeniz’de nüfuz kazanma ve  kuzey Afrika’da toprak kazanım çabalarıda savaşın sonucunda biraz daha ivme kazansa bile, İngiliz adalarına yaptıkları başarısız hücumdan sonra hızını tamami ile kaybetmiştir. Sonrasındada Yeni Dünya’nın ticaret yollarına kazandırılması zaten Akdeniz’in önemini giderek azaltmış birçok ispanya kralıda zaten kara ile kilitlenmiş bu denize yönetmek için giderek daha ekonomik çözümlerden yana olmuşlardır.

İtalyan devletleri savaştan varolan düzenlerini biraz daha koruyabilmeleri için biraz zaman kazanarak çıktılar. Ancak 17YY ortalarına gelindiği zaman Yeni Dünya kolonilerinin yarattığı haksız ekonomik rekabete koruyacak bir yapıları yoktu. Bundan sonrada 19YY ortalarına kadar sık sık yabancı askeri işgallerle bölünen bir buhranlı bir döneme girdiler.

İnebahtı savaşından belkide en karlı çıkan devlet, orada hiç bir gemisi olmayan İngiltere olabilir. Zira oluşturulan katolik ittifakının 2. hedefinin Avrupa’da dinsel savaşlar göz önüne alındığı zaman protestanlığın en güçlü kalesi olan Britanya adaları olacağı barizdir.Öte yandan savaşın şiddeti ve sonucun bu kadar net olması ittifak ortaklarını hemen yeni düşmanla yüzleşmek konusunda isteksiz kılmıştır. Bunun sonucunda İngiltere kendisi için oldukça önemli olan ve ciddi şekilde hazırlandığı bir 10 yıla sahip olmuştur.

İnebahtından sonra coğrafi Keşiflerle zenginleşen ve ekonomilerini güçlendiren Avrupa devletleri, Rönesans ve Reform hareketleriyle düşünce ve bilim hayatında önemli atılımlar yapmaya devam etmişler ve bu teknolojik ve bilimsel gelişmelere ayak uyduramayan Osmanlı İmparatorlugunu giderek dahada geride bırakmışlardır.

İttifak donanmasının kazandığı bu zaferin bir  ortak güce dayanması Avrupalılarda bir birlik duygusu yaratmıştır bundan sonra Avrupa Osmanlı İmparatorluğu’na hep birlikte saldıracak ve Osmanlı imparatorlugu her seferinde birden fazla cephede savaşmak durumunda kalacaktır.

Son Degerlendirme

Sonuç olarak, İnebahtı savaşı aslında tarihin bir ironisi sonucu katolik ittifakı taradından kazanılmış olsada aslında Rönesans’ın zaferleriden bir tanesidir. Kaybeden taraf ise gelişime ayak uyduramamış olan Osmanlı devletidir.

Kaybeden taraf olarak savaştan bir ders çıkartılma konusunda bir çabasının olmaması kaybının kalıcı olmasına yol açmıştır. Bu yüzden Osmanlı’nın duraklama döneminin başlangıcı olarak İnebahtı değerlendirilebilir zira savaşın kaybına yol açan ana sebeplerin hepsi duraklama dönemine yol açtığı tarihçiler tarafından kabul edilen sebeblerdir :

–      Tahta çıkan padişahların devlet işlerine ilgisiz kalmaları ve genellikle ordunun başında sefere çıkmamaları. Çıkılan seferlerin tıpkı Kıbrıs gibi mantıklı geo-politik sebeblerinin, yada sürdürülebilir olmaması.

–      Özellikle devletin başı olacak   yetkililerin yeterince tecrübe elde etmesine izin verilmemesi, devlet işlerinde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan devletin başına geçmeleri. Bundan yararlanan saray kadınlarının ve ağalarının devlet yönetiminde etkili olmaları.

–      Başta askeri olmak üzere devletteki önemli makamların liyakata bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması.

İnebahtı bir Osmanlı imparatorlugunun kaybettiği en büyük savaş değildir. II. Viyana kuşatması ve 18YY’dan itibaren özellikle Rusyaya karşı yaşanacak olan askeri hezimetler İnebahtından daha çok kayba yol açmıştır. Ancak İnebahtı yenilgisi dikkatli bir tarihçiye Osmanlı’daki duraklamanın sebeblerinin adeta bir özetini sunar. Bu yüzden İnebahtı Osmanl’ıda duraklamanın ilk sinyalidir.

This entry was posted in Unsorted and tagged . Bookmark the permalink.

1 Response to Sonun Başlangıcı: İnebahtı (2.Kısım)

  1. Çok etraflıca incelenmiş, değerli bir makale. Zevkle okudum

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s