Bulut Bilişim – 1

Merhaba

Bulut Bilişim kavramını ilk defa duyuyor olabilirsiniz ama o sizin hem bireysel hem de kurumsal internet tecrübenizi ve alışkanlıklarını çoktan değiştirmeye başladı.

Dünyanın farklı yerlerinde bulunan veri merkezleri, verileri, programları ve tüm medyayı yani sanal olarak yer tutan her şeyi muhafaza ediyor. İşlemler uzaktaki bu sunucular  üzerinde yapılırken, kullanıcı elindeki donanımla sadece sonuçları görüyor. Böylece çok daha rahat, hızlı ve çok platformlu bir yapıdan işlemler gerçekleştirilebiliyor. İşte tüm bu yapıya Bulut Bilişim deniliyor.

Buna eskiden ASP derlerdi, sonra ismi SaaS oldu, galiba oda zor ve teknik bir kelime olarak gelmiş olmalıki onuda bıraktılar son zamanlarda, artık Bulut Bilişim deniyor. Bu konu ile ilgili olarak işin nerelerden geldiğine dair birşeyler yazmak istedim , ilk kısımda nereden çıktı bu Bulut Bilişim ? 

Bulut Bilişim’in Yükselişi

2000’lerin ikinci yarısından itibaren hayatımıza giren “Bulut Bilişim” kavramı gün geçtikçe daha fazla konuşulur oldu. Halbuki Bulut Bilişim yukarıda anlatılan bir gündeki gibi çoktan hayatımızda yerini almış hem yeni hem de eski bir kavram. En basit tanımıyla bulut bilişim, sunucular arası ağ yapısını anlatmak üzere kullanılan bir bilgi işlem modeli. Uzmanlara göre, bulut bilişim, 80’li yılların bilgisayarları, 90’lı yılların ağları ve 2000’li yılların internet dünyası arasındaki mantıksal bağlar konusundaki gelişimi temsil ediyor. Aynı zamanda 2000’li yıllarda popülerleşen sanallaştırma, Web 2.0 ve Hizmet Odaklı Mimariler de bulut bilişimin içinde. Yani sanıldığı kadar yeni bir kavram değil. İki bilgisayar arası bağlantı kurulduğundan beri Bulut Bilişim bilgi işlem modeli var oldu.

İki bilgisayar arasında bir bağ varsa ve biri diğerine ulaşıp veri aktarabiliyorsa bu bilgisayarlardan veriyi saklayan “bulut”tur diyebiliriz. Ancak artık bağlı bilgisayarın sayısı yüz binlerle ifade ediliyor ve bağlantılar dünyanın bir ucundan diğer ucuna kuruluyor.

Şu anki anlamıyla Bulut Bilişim uygulaması, kişilerin kullandığı verilerin ve yazılımların, uzaktaki birçok farklı bilgisayarda veya sunucuda tutulması ve onların üzerinden istenilen işlemlerin gerçekleştirilmesi mantığına dayanıyor. Uzaktaki bir merkezde gerekli işlemler yapıldıktan sonra bu veriler, kişinin bilgisayarına ulaşıyor. Yani, kişi, kendi bilgisayarını, sadece bu verileri ve işlemlerin sonuçlarını görmek için kullanıyor. Uzaktaki sunucular kullanıldığı için de, elde bulunan bilgisayarın kapasitesinin de önemi azalıyor.  Böylece farklı ve basit donanımlar ve iyi bir internet bağlantısı sayesinde pek çok veriye ulaşılmış oluyor.

Bir sosyal paylaşım sitesine 100 tane fotoğraf yüklediğinizde, nerede nasıl saklandığını bilmediğiniz onlarca sunucu kullanırız. Bu sunucular bizim verilerinizi depoluyor. Biz ise sadece interneti kullanarak her yerden bu fotoğraflara ulaşabiliyoruz, telefonumuzdan internete bağlandığımızda bile normalde telefonumuzun kapasitesini çok aşabilecek boyutlardaki veriye rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Oysa fotoğraflarımız belki onlarca farklı bilgisayar üzerinde Amerika kıtasında veya Çin’in herhangi bir şehrinde olabiliyor.

Mesela şu adamın yaptıklarını hayal edelim – kişi sabah ilk iş olarak İstanbul’daki evinden bir internet bağlantısı sayesinde önce İtalya’da bulunan bir veri merkezinden arkadaşlarının fotoğraflarına ve durum güncellemelerine baktı. Daha sonra İstanbul’un diğer ucundaki veri merkezine bağlanarak yol durumunu öğrendi, ardından Çin’deki bir veri merkezinden e.postalarını kontrol etti, yerel müzik sevdiği için Türkiye’de bu işe girmiş büyük bir ISP’nin 😉 veri merkezinden müziğini dinledi…

Aslında bunun altyapısının başlangıcı eski; 2000’li yıllarda iş yapış şeklimizi de değiştiren bu kavram ilk olarak 1960’larda düşünüldü. Bulut Bilişim’i kuram olarak ilk ortaya koyan kişi olan John McCarthy 1960 yılında “Bir gün su ve elektrik gibi bilişimin de bir kamusal hizmet olacak” demişti. Bulut Bilişim’in tüm modern özellikleri; esnek kullanıma izin vermesi, her an ulaşılabilir olması, sınırız arz hissi yaratması Mc Carthy’in fark ettiği gibi kamu hizmetleri ile birebir örtüşüyor. Elektrik endüstrisinin dönüşümünü inceledikten sonra aynı dönüşümün bilişim sektöründe de yaşanacağını 1966 yılında basılan “Kamu hizmeti olarak Bilişim” kitabında yazan Douglas Parkhill, daha o zaman geleceğimize ışık tutuyordu. 

1960’larda ortaya konulan bu anlayışın “Bulut” kelimesi ile özleşmesi ise 1990’lardaki telefon ve veri hizmetlerinde yaşanan değişimin bir uzantısı. 1990’lara kadar telefon şirketleri bir noktadan başka bir noktaya hat çekmekle veya İnternet hizmeti vermekle yetinirken ihtiyacı görüp “Sanal Özel Ağ”lar da kurmaya başladılar. Bu yapılar yöneticilerin, bayilerin, satış ekiplerin kısaca ofis dışında da çalışması gereken kişilerin tıpkı ofisteymiş gibi istedikleri her yerden şirketin ağına tıpkı ofiste çalışıyormuşçasına bağlanabilmesini sağladı. Gizli ve özel bilgilerin uygun fiyatlarla güvenli şekilde istenilen her yerden aktarımını sağlayan yapıyı görsel olarak anlatabilmek için bulut simgesine başvuruldu ve bu simge Bulut Bilişim’e bir hazırlık adımı olan Sanal Özel Ağlardan miras kaldı.

1990’ların sonunda Bezos’un vizyonu ile Amazon kendi veri merkezlerinin modernize etti ve Bulut Bilişim’in gelişiminde önemli bir rol üstlendi. O zaman kadar zaten var olan teknolojilerle teoride yapılabilecekleri yeni bir anlayışla pratiğe geçiren ilk firmalardan birisi oldu. Sanal Özel Ağların yaygınlaşmaya başladığı dönemde gerçek değerinden çok daha yüksek bir fiyatla borsada işlem gören teknoloji şirketlerinin değerinin aniden düşmesi sonucu giderlerinden önemli kısıntılara gitmeye mecbur kalan Amazon sadece yüzde 10 kapasite ile kullandığı veri merkezlerindeki verimliliği arttırmanın yollarını ararken Bulut Bilişim’i ortaya sürdü.

Amazon bu işi 4-5 yıl kendi içinde ve iş ortakalarında denedikten sonra ilk defa 2006 yılında kamusal bir hizmet gibi kendi veri merkezlerini diğer tüm kişi ve kuruluşların hizmetine sokan firma bu sayede yaratılan verimlilik artışı ve gelir modeliyle batmaktan kurtularak diğer şirketlere örnek oldu.

Google ve diğerleri olaya biraz geç vakıf olsalarda ! , sadece bir yıl sonra 2007’ye Google, IBM ve diğer pek çok firma büyük ölçekli Bulut Bilişim araştırmalarına koyuldu. Teknoloji alanında araştırmaları ile tanınan Gartner ise 2008 yılında Bulut Bilişim’in bilişim sektöründeki tüm ilişkileri yeniden belirleyeceğini ilan etti. Gartner, Bulut Bilişim’e geçiş çok hızlı ve yoğun olacağını ve bunun sonucunda da donanım piyasasının tamamen farklılaşacağını öne sürüyordu.

Günümüzde Amazon’un açtığı yoldan yüzlerce firmanın ilerlediğini görüyoruz. Gartner’ın önde sürdüğü gibi yurtdışında bilişim sektörü bir değişim geçiriyor , Bulut Bilişim’den faydalanmak isteyen şirketler servis sağlayıcılar önünde kuyruğa giriyor. Terramark, Leaseweb vb. gibi şirketlerin adeta çılgın gibi alımları büyümesi aslında basit bir pazar reaksiyonu.

Bence bulut bilişim, internete bağlı aygıtlardaki tablet ve akıllı telefon gibi cihazlardaki büyük artış sayesinde yakaladığı momentum sayesinde artık hayatımızın içine çıkmamak üzere girdi.

Önemli olan onun geleceğimizi nasıl değiştireceğini tahmin etmeye çalışıp ona göre pozisyon almak; hosted pbx ? dosya depolama ? online email ? bunları görmemek zor, peki göremediğimiz ne var ? Bence belli dikeyler için olan özel uygulamalar artık bu boyuta ilerleyecek ve lisanslamaları ona göre olacak. Önceliğin kimde olduğunu bulmak için aslında şu sorunun cevabı araştırılmalı ; hangi vertical’lar için lisanslama modeli bunu destekleyebilir. Nedense benim aklıma hep Online CAD/CAM, ve endüstriyel uygulamalar geliyor.

Gelecek yazımda,  Bulut Bilişimin faydalarından bahsedeceğim.

Görüşmek üzere hoşça kalın…

Advertisements
This entry was posted in Cloud, Cloud Computing, Google, Internet, ISP, Web Based and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s